ERP ve CRM’de Yeni Nesil Mimari: Sağlam Kayıt Altyapısından “Akıllı Muhakeme”ye

Kurumsal sistemler her zaman iki temel sütun üzerinde yükseldi: Güvenilir veri kaydı ve bu veriyi işleyen algoritmalar. Ancak bugün, bu sistemler artık sadece “arşiv” ve “formül” ikilisinden ibaret değil.
Peki, “Geleneksel Yapı” ile “AI Destekli Sistem” arasında nasıl bir harman var?

System of Record (Temel Katman): ERP ve CRM’iniz yine sizin en güvenilir hafızanız. Veriyi toplar, saklar ve doğruluğunu garanti eder. Bu “sağlam zemin” olmadan AI zaten çalışamaz.

Statik Algoritmalardan Dinamik Muhakemeye: Eskiden sistemleriniz geçmiş veriye bakıp belirlediğiniz statik matematiksel formüllere (Moving Average vb.) göre tahmin yapardı. Bugün ise AI, bu sağlam veri altyapısını kullanarak “muhakeme” yapıyor.

Dönüşümün Özü: Raporu Sadece Üreten Değil, Yorumlayan Sistemler
Artık raporu sadece önünüze koyan bir veritabanınız yok; o raporu sizin için okuyup aksiyon öneren bir iş ortağınız var: CRM’de: Sadece satış olasılığını “hesaplamıyor”; müşteriyle yapılan e-postaların tonundan ve etkileşim sıklığından gerçek niyeti sezip strateji fısıldıyor.

ERP’de: Sadece stok seviyesi uyarısı vermiyor; global lojistik trendlerini ve üretim darboğazlarını veritabanındaki kayıtlarla harmanlayıp tedarik zincirini otonom olarak optimize ediyor.

Özetle: ERP ve CRM sistemlerimiz, sağlam bir “kayıt sistemi” olma özelliğini korurken; veriyi yorumlama ve aksiyon alma yeteneğiyle proaktif bir “beyne” dönüşüyor.

Yazılımınız sadece “dün ne olduğunu” kaydeden bir defter mi, yoksa veriyi yorumlayıp size yol gösteren bir rehber mi?

#DigitalTransformation #AI #ERP #CRM #SystemOfIntelligence #Dynamics365 #TechnologyLeadership #BusinessIntelligence

Agentic AI: ERP ve CRM Dünyasının Büyük Röntgeni

Birçok kurumla Agentic AI (Yapay Zeka Ajanları) üzerine konuşmaya başladığımızda niyet hep aynı: “Hadi, kendi kendine karar veren ajanlar kurgulayalım.” “Bu süreçleri otonom hale getirelim.” “AI bizim rekabet avantajımız olsun.”
Görünen kısımda her şey kusursuz. Ama buzdağının suyun altında kalan kısmına indiğimizde gerçekle yüzleşiyoruz.
Agentic AI projelerini yavaşlatan şey modellerin kapasitesi değil; yıllardır halı altına süpürülen, “yarın hallederiz” denilen teknik borçlardır:

Parçalanmış Veri Yapısı: ERP ve CRM’de başka, diğer uygulamalarda başka konuşan, birbiriyle küs veri setleri.
“Varmış Gibi” Yapan API’lar: Dokümantasyonu olmayan, ölçeklenemeyen, AI’ın çağırdığında cevap veremeyen entegrasyonlar.
Gizli İş Mantığı: Kodların içine gömülmüş, kimsenin nedenini hatırlamadığı ama sistemi ayakta tutan o “legacy” bağımlılıklar.
Yönetişim ve Güvenlik: AI’ın kurumsal veriye dokunmadan önce geçmesi gereken KVKK, GDPR ve siber güvenlik barikatları.

Gerçek şu: Agentic AI, sisteminizin üzerine konan şık bir şapka değildir. O, sisteminizin her katmanında yürür ve ertelediğiniz her sorunu yüzünüze çarpar.

AI Hızına, Statik Sistemlerle Yetişemezsiniz

Yapay Zeka dinamik ve öğrenen bir yapı; ancak onu esnek olmayan, güncellenmeyen ve katı kurallarla örülmüş “hantal” bir ERP/CRM sistemine entegre etmek, Formula 1 motorunu kağnıya takmaya benzer.

Eğer veriniz kirliyse veya süreçleriniz sadece “kağıt üzerinde” yaşıyorsa; AI bu hatayı saniyeler içinde analiz eder. Sonuç? Manuel sistemde günler sürecek bir hatanın, AI eliyle saniyeler içinde tüm organizasyona yayıldığı bir “dijital kaos.”

Gerçek dönüşüm, dünyanın en iyi AI modelini seçmekle değil; o modelin üzerinde yürüyeceği otoyolu (ERP/CRM mimarisini) esnek ve canlı hale getirmekle başlar.

İyi haber mi? AI stratejisi size yönü verir; ama entegrasyon, yönetişim ve temiz bir veri mimarisi sonucu belirler. Suyun altındaki katmanları güçlendirdiğiniz her adım, AI’ı daha az “kırılgan”, daha fazla “güvenilir” kılar.
Buzdağının altını görmezden gelmeyi bırakıp, ona saygı duyduğumuzda AI dönüşümü başlar.

Sizin “su altı” hazırlıklarınız ne durumda? AI ajanlarınız sisteminizde yürümeye başladığında neyle karşılaşacaklar?

#AgenticAI #ERP #CRM #DigitalTransformation #Dynamics365 #PowerPlatform #DataGovernance #TechnologyLeadership

AI Bir Verimlilik Projesidir. Ama Kimin ve Neyin Verimliliği?

Yapay zekâ bugün inanılmaz bir hızla hayatımıza giriyor. Verimliliği artırıyor, karar süreçlerini hızlandırıyor, işleri dönüştürüyor. Bu kısmı artık hepimiz biliyoruz. Ama son dönemde çok önemli bir soru daha yüksek sesle sorulmaya başladı: Bu verimliliğin bedelini kim ödüyor?
Büyük dil modelleri, görüntü işleme sistemleri ve otonom çözümler; GPU’lar, veri merkezleri, enerji, su ve nadir elementler üzerine kurulu. Bu gerçek görmezden gelinemez. Burada bence kritik ayrım şu: Yapay zekâ bir amaç değil, bir araçtır. Ve her güçlü araç gibi, yanlış kullanıldığında yeni krizler üretir. Ancak çözüm; “AI yarışını durduralım” ya da “LLM’ler bitsin” demek değil. Çözüm, amaçsız zekâdan, bağlamlı ve sorumlu zekâya geçmek. Her probleme en büyük modeli koymak zorunda değiliz. Her süreci sonsuz hesap gücüyle çözmek zorunda değiliz.
Önümüzdeki dönemde asıl rekabet şurada olacak:
– En büyük AI kimde? ❌
– En hızlı GPU kimde? ❌
Yerine:
– En doğru problemi çözen AI kimde? ✅
– En az kaynakla en yüksek faydayı kim üretiyor? ✅
Yani “akıllı AI” değil, verimli ve sorumlu AI kazanacak. Regülasyonlar da bu yüzden bir fren değil; doğru yöne konulmuş bir direksiyon olmalı. AI insanlık için bir verimlilik projesiyse, bu verimliliği sadece zaman ve para üzerinden değil, dünya kaynakları üzerinden de ölçmeyi öğrenmemiz gerekiyor. Asıl soru şu: Daha büyük yapay zekâ mı inşa edeceğiz, yoksa daha bilinçli yapay zekâ mı?

AI, Low-Code’u Öldürüyor mu, Yoksa Onu Gerçek Amacına mı Kavuşturuyor?

AI, Low-Code’u Öldürüyor mu, Yoksa Onu Gerçek Amacına mı Kavuşturuyor?

Son günlerde çok sık soruluyor: “Pro-Code bu kadar kolaylaşmışken, Low-Code/No-Code yatırımı yapmak ölü yatırım mı?”
20 yıllık kurumsal sistem tecrübem bana şunu söylüyor: Mesele hiçbir zaman ‘kod yazmak’ değildi. Mesele, o kodu kurumsal bir disiplin içinde ‘yaşatabilmekti’.
İşte AI’ın kod yazma gücüne rağmen Low-Code’un hayati kalmasının 3 sebebi:

1. Kod vs. Bağlam (Context): AI size boilerplate kodu saniyeler içinde verir. Ancak o kodun kurum içindeki yetki matrisine, güvenlik protokollerine ve iş akışına uyumunu (Context) sağlayan şey Low-Code platformunun hazır mimarisidir. AI “nasıl” yazılacağını bilir, Low-Code ise “neden ve hangi kuralla” çalışacağını.
2. Hız vs. Sürdürülebilirlik (Sustainability): AI ile prototip üretmek artık saatler sürüyor. Ama kurumsal dünyada ‘hız’ tek başına bir değer değildir. Asıl soru şu: “Bu çözümü 2 yıl sonra kim ayakta tutacak?” Low-Code, kodun yaşam döngüsünü (Lifecycle) standartlaştırarak “kişiye bağımlı kod” riskini ortadan kaldırır.
3. Kaostan Orkestrasyona: AI kod üretimini demokratikleştirirken, beraberinde büyük bir denetim riski getiriyor. Low-Code artık sadece bir uygulama geliştirme aracı değil; AI tarafından üretilen yeteneklerin, agent’ların ve akışların yönetildiği bir **”Kurumsal Kontrol Katmanı”**dır.

Özetle: AI kodu hızlandırır, Low-Code ise o kodun kurumsal bir sistem içinde “aklı başında” çalışmasını sağlar. Kazananlar; sadece en hızlı kod yazanlar değil, AI ile üretilen hızı, Low-Code ile kontrol altında tutabilenler olacak.
Sizce AI, kurumsal yazılım projelerindeki “bakım ve idame” maliyetlerini gerçekten düşürecek mi, yoksa yönetilemeyen bir kod yığını mı yaratacak?

Yapay Zeka Bir Orkestra Şefi mi Yoksa Başıboş Bir Dahi mi?

Bugün iş dünyasında en büyük çekincelerden biri şu: “Yapay zekaya (Agent) güvenebilir miyim? Ya halüsinasyon görürse? Ya hata yaparsa?”
Bir yanda %100 tahmin edilebilir ama esnekliği sıfır olan Geleneksel Otomasyon, diğer yanda muazzam bir muhakeme yeteneğine sahip ama hata payı barındıran AI Agent’lar var.

Peki, kurumsal dünya bu iki kutup arasında nerede durmalı? tecrübem bana şunu söylüyor: Gelecek ne sadece otomasyonda ne de sadece saf yapay zekada. Gelecek, bu ikisinin birleştiği “Agentic Workflow” mimarisinde.
Nasıl mı? İşte kurumsal gerçekliğin yeni formülü:

1. Muhakeme AI’dan (Olasılıksal): Yapay zeka, belirsizliği yönetir. “Müşteri iade istiyor, geçmiş alışverişlerine ve niyetine göre haklı mı?” sorusuna yanıt arar. Yani karar mekanizmasında “akıl” yürütür.

2. İcra Otomasyondan (Belirlenimci): Karar verildikten sonra halüsinasyona yer yoktur. Karar onaylandığı an, ERP’de iade kaydının açılması, stoktan düşülmesi ve ödemenin tetiklenmesi klasik otomasyon (API/ERP) ile yapılır. Burada kurallar katıdır, hata payı sıfırdır.

3. Korkuluklar (Guardrails): Agent’ları serbest bırakmıyoruz. AI’nın verdiği kararlar, kurumsal “korkuluklar” (policy) tarafından denetlenir. Eğer AI, yetkisi dışına çıkan bir öneri sunarsa, sistem “dur” der.

Özetle: Yapay zeka düşünecek, otomasyon ise yapacak.
Bir orkestra düşünün; AI o orkestranın şefidir, belirsizliği ve duyguyu yönetir. Otomasyon ise notalara kusursuz basan müzisyenlerdir. Şef notayı yanlış okusa bile, müzisyenlerin elindeki partisyon (şirket kurallarınız ve ERP’niz) felaketi önler.
Sizce kurumsal süreçlerinizde “karar verme” yetkisini AI’ya devretmeye ne kadar hazırsınız? “Human-in-the-loop” (insan onayı) nerede bitmeli, otonomi nerede başlamalı?

#AI #Automation #AgenticWorkflow #DigitalTransformation #TechnologyLeadership #ERP #BusinessLogic #CMR #Copilot

Microsoft Ignite 2025: A New Era Begins

From Copilot-Driven Employees to Agent-Powered Business Processes – The Rise of the Digital Workforce**

While watching Microsoft Ignite 2025, one sentence kept echoing in my mind:

Every employee will have a Copilot.
Every business process will be supported by an Agent.

For me, this was the clearest and most transformative message of the entire event.

Copilot has already become a daily digital assistant for millions of workers—helping with emails, documents, and analytics. But with Ignite 2025, the story expanded dramatically:

Agents stepped onto the stage, introducing a new category of digital labor that understands business processes, takes action, and drives operations.

  • Copilot → empowers the individual
  • Agent → empowers the process

And together they form a new model:
The Digital Workforce.

In this article, I summarize this new post-Ignite era from my own perspective—spanning ERP, software development, partner opportunities, and organizational transformation.

Read more

Microsoft Ignite 2025 Sonrası Yeni Dönem: Copilot’tan Agentic ERP’ye Dijital İş Gücünün Yükselişi

Copilot’lu Çalışanlardan Ajan Destekli İş Süreçlerine – Dijital İş Gücünün Yükselişi

Bu yılki Microsoft Ignite’ı izlerken kafamda netleşen tek bir cümle vardı:

Her çalışanın bir Copilot’u olacak, her iş süreci bir Agent tarafından desteklenecek.

Bence Ignite 2025’i özetleyen en kritik mesaj buydu.

Copilot, artık neredeyse her çalışanın günlük hayatına girmiş bir dijital asistan. Mail yazarken, doküman hazırlarken, rapor yorumlarken yanımızda. Ama Ignite 2025 ile birlikte tablo genişledi:
Agent kavramı sahneye çıktı ve iş süreçlerinin kendisini üstlenen yeni bir dijital iş gücü tanımlandı.

  • Copilot → çalışanı güçlendiriyor
  • Agent → iş sürecini güçlendiriyor

Ve ortaya yeni bir yapı çıkıyor: Dijital İş Gücü (Digital Workforce).

Bu yazıda, Ignite 2025 sonrası bu yeni dönemi; ERP’den yazılım geliştirmeye, partner ekosisteminden organizasyon yapısına kadar kendi gözümden özetlemeye çalıştım.

1. Copilot + Agent: Yeni Dijital Organizasyon Modeli

Bugüne kadar Copilot’u, işleri hızlandıran bir “yardımcı” olarak konumlandırıyorduk. Ignite sonrasında gördüğümüz şey şu:

  • Copilot, tekil kullanıcının yanında.
  • Agent, süreçlerin ve iş akışlarının içinde.

Ajanlar artık:

  • veriyi topluyor,
  • iş kurallarını uyguluyor,
  • aksiyonları planlıyor,
  • gerektiğinde insana danışıyor,
  • süreci uçtan uca yürütüp raporluyor.

Bütün bunların arkasında da Agent 365 gibi yeni platformlar var. Agent 365, şirketlere “ajanlarını tanımlama, yetkilendirme, izleme ve yönetme” imkânı veriyor. Yani ajan, soyut bir kavram değil; tıpkı bir çalışan gibi kimliği, görev tanımı, yetkileri olan, yönetilen bir varlık.

Read more

Microsoft Copilot: Ne, Nerede, Nasıl?

Son birkaç yıldır teknoloji dünyasında ve iş hayatında en sık duyulan kavramlardan biri “Copilot” oldu. Microsoft’un yapay zekâyı yalnızca bir araç olarak değil, çalışma kültürünün merkezine yerleştirme vizyonunun temel taşı haline gelen Copilot, artık dijital dönüşümün en güçlü simgelerinden biri olarak öne çıkıyor.

Copilot yalnızca bir sohbet asistanı ya da metin üreten model olarak tanımlaması eksik kalır. Aslında Copilot, kullanıcıların yanında çalışan bir “dijital yardımcı pilot” yani işleri anlamlandıran, bağlamı algılayan, veriye dayalı kararlar veren ve rutin süreçleri otomatikleştiren bir yapay zekâ destekli iş ortağıdır. Kısacası Copilot, insanın yerine geçmez; insanı tamamlar, üretkenliğini artırır ve daha stratejik işlere odaklanmasına yardımcı olur.

Microsoft’un Copilot yaklaşımı, yapay zekâyı günlük araçların içine doğal bir şekilde yerleştirme stratejisine dayanıyor. Artık Word’de rapor yazarken, Excel’de analiz yaparken, Teams toplantısı düzenlerken, Dynamics 365’te finansal verileri incelerken veya Power BI üzerinden özet oluştururken aynı zeka katmanı seninle birlikte çalışıyor. Bu da Copilot’u klasik Chatbot’lardan ayırıyor: o, sadece sorulara yanıt veren değil, seninle birlikte çalışan bir sistem.

Bugün Copilot, Microsoft 365’ten Dynamics 365’e, GitHub’dan Windows’a kadar geniş bir ekosistemde yer alıyor. Her uygulama, her rol ve her kullanıcı için “yanında bir Copilot” hedefiyle tasarlanmış durumda. Yazılımcılar için kod öneren GitHub Copilot, finans profesyonelleri için rapor özetleyen Dynamics 365 Copilot, yöneticiler için sunum hazırlayan Microsoft 365 Copilot hepsi aynı vizyonun parçası: insan ve yapay zekânın iş birliğiyle üretkenliği yeniden tanımlamak.

1. Copilot Nedir?

Microsoft Copilot, yapay zekâ destekli bir üretkenlik yardımcısıdır. En temel anlamıyla, kullanıcının yanında çalışan bir dijital iş arkadaşı olarak tasarlanmıştır. Bu asistan, yalnızca komutlara yanıt vermekle kalmaz; kullanıcının ne yaptığını, hangi bağlamda çalıştığını ve hangi bilgiye ihtiyaç duyduğunu anlar. Böylece, hem zaman kazandırır hem de daha doğru ve hızlı kararlar alınmasını sağlar.

Read more

Microsoft Copilot: What, Where, How?

Over the past few years, one of the most frequently heard concepts in the technology world and business life has been “Copilot.” Copilot, which has become the cornerstone of Microsoft’s vision of placing AI not just as a tool but at the center of the work culture, now stands out as one of the most powerful symbols of digital transformation.

Defining Copilot merely as a chat assistant or a text-generating model would be incomplete. In fact, Copilot is a “digital assistant pilot” that works alongside users – an AI-powered business partner that makes sense of work, understands context, makes data-driven decisions, and automates routine processes. In short, Copilot does not replace humans; it augments them, increases their productivity, and helps them focus on more strategic tasks.

Microsoft’s Copilot approach is based on a strategy of embedding AI naturally into everyday tools. Now, when you are writing reports in Word, doing analysis in Excel, organizing a meeting in Teams, reviewing financial data in Dynamics 365, or generating summaries in Power BI, the same intelligence layer works together with you. This is what distinguishes Copilot from classic chatbots: it is not just a system that answers questions, but one that works with you.

Today, Copilot exists across a broad ecosystem from Microsoft 365 to Dynamics 365, from GitHub to Windows. Each application, each role, and each user is designed with the goal of “having a Copilot by your side.” GitHub Copilot that suggests code for developers, Dynamics 365 Copilot that summarizes reports for finance professionals, Microsoft 365 Copilot that prepares presentations for managers – all are part of the same vision: redefining productivity through the collaboration of humans and AI.

1. What Is Copilot?

Read more

How to Read and Analyze the Dynamics 365 F&O License Usage Summary Report – A Real-Life Scenario

How to Read and Analyze the Dynamics 365 F&O License Usage Summary Report – A Real-Life Scenario

License management has now become a necessity in Dynamics 365 ERP applications. With Microsoft’s license enforcement process, which will come into effect in November 2025, every menu item, role, and task accessed by each user in the system must be matched with the appropriate license type. Otherwise, companies may face unnecessarily high licensing costs.

So, what should system administrators or consultants do in this process? At this point, the newly introduced “Licenses Usage Summary (preview)” report by Microsoft becomes critically important. Now, license requirements can be analyzed in detail — not only based on the user’s assigned role in the system, but also by diving into which duties, privileges, and menu items (AOT) are accessible through that role. With this report, we can analyze which licenses a user needs and which roles are responsible for those needs.

In this article; We will examine the “Licenses Usage Summary (preview)” report, which is part of the new Security Governance framework, in detail through an example user. We will also review how to interpret license distribution based on specific Duties, Privileges, and User Roles.

You can access the report from: System administration > Security > Security governance > Licenses usage summary (preview). You need to be on version 10.0.44. Additionally, if it is not already enabled, you must activate both “Security Governance” and the report separately through Feature management.

Resim 1

Read more

Page 1 of 4212345102030...Last »